Bunları Biliyor musunuz?
51-Haram Yemeyen Ordu
Osmanlı ordusunun, İslam'ı tek bir bayrak altında toplamak gayesiyle
Mısır seferine giderken Gebze yakınlarındaki bağlık-bahçelik bir
arazide mola verdiğinde Yavuz Sultan - Selim'in bütün askerlerin
heybelerini arattığını ve hiçbirinde meyve cinsinden birşey çıkmaması
üzerine ellerini Ulu Dergah kaldırıp :
"Allahım, sonsuz şükürler olsun. Bana haram yemeyen bir ordu lutfettin.
Eğer askerimin içinde tek bir kişi sahibinden izinsiz bir meyve yeseydi
ve ben bunu haber alsaydım Mısır seferinden vazgeçerdim'.' diyerek
Rabbine sonsuz hamd ü senalarda bulunduğunu. ...
52-Ecdadımız Yüz Akımız
Altı asır gibi uzun bir süre üç kıtada hükmünü yürüten ecdadımızın
medeniyet mirasını inceleyip araştırmadan içte ve dıştaki bazı gafil ve
hainlerin ona, "emperyalist" yaftasını yapıştırarak mahkum etmeye
çalışmalarına mukabil, Macaristan İlimler Akademisi tarafından ortaya
çıkartılıp yayınlanan bir belgede belirtildiğine göre, Osmanlı
Devleti'nin Macaristan'da hakim olduğu devirlerde, Macar halkından
yılda 7 milyon akçe 21 milyon vergi toplayıp, buna karşılık aynı yıl
Macaristan'a 21milyon akçe yatırım yaptığını...
53-Tuz ve Ekmek Hakkı
Osmanlı sarayındaki hanedan çocuklarını yetiştirmek üzere"muallime-i
selatin-" (sultan hocası) olarak tayin edilen Safiye Hanım' a padişah
Vl. Mehmed Reşad'ın ilk iradesinin:
Namaz kılmayanlara, oruç tutmayanlara yedirdiğim tuz ve ekmeği haram
ediyorum. Bu iradem hoca hanım tarafından talebe şehzade ve hanım
sultanlara söylensin" olduğunu...
54-Bir Savaşın Bedeli
1991 yılında meydana gelen Körfez Savaşı'nın bir günlük maliyeti ile 3
milyon çocuğun 2, 7 yıllık süt ihtiyacının karşılanabildiğini...
Bu savaşın otuz günlük savaş gideri ile 50 milyon insanın 4 yıllık ekmek ihtiyacının giderilebildiğini...
1 adet Stealth avcı uçağının bedeli ile 13 milyon kitap alına bildiğini . . .
Ve 1 adet Patroit füzesi ile 74 milyon adet fidan dikildiğini ...
55-Ne Sen Baki Ne Ben Baki
Kanuni Sultan Süleyman' ın, bir meseleden dolayı dönemin şairi Baki'yi,
``Baki bed - Nef-yi ebed Bursa ya red" diyerek Bursa'ya sürgüne gönderdiğini ve Baki'nin de buna karşılık:
"Öldünse ey Baki Değildir cihan mülkü Süleyman'a baki Buna çarkı felek
derler Ne sen baki, ne ben baki" diyerek şairane bir şekilde cevap
verdiğini...
56-Barbar Kim?
Bizans'ı kurtarmak üzere İstanbul'a çağrılan Haçlı ordularının
Hristiyanlığın mukaddes kilisesi Ayasofyanın tepesinde ki altın haçı
sökerek eritip sattıklarını...
Yıllar sonra Osmanlı ordusunun İstanbul'un fethi sırasında bir
yeniçerinin, fetih hatırası olarak saklamak maksadıyla Ayasofya nın
küçük bir çini parçasını koparmak istemesini, Fatih Sultan Mehmed'in
"tahribe teşebbüs"le suçlayıp cezalandırdığını ...
57-Serdengeçti'nin Ayasofya Müdafaası
Yazmış olduğu"Ayasofya". isimli şiiri yüzünden tutuklanarak Ankara Ağır
Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Osman Yüksel Serdengeçti' nin kendini
müdafaa ederken:
"Müddei umumi(savcı) tepeden verilen emirlere göre hareket ediyor.
Ayasofya`nın tekrar cami haline yetirilmesinde benim ne gibi hususi
maksadım ve menfaatim olabilir? Ayasofya'yı kiraya mı vereceğim, yoksa
imamı mı olacağım? Beni bu yazıdan dolayı Türk savcıları değil, Yunan
savcıları itham etsin. Böyle bir yazıyı yazdığımdan dolayı kendimi
müdafaa etmekten utanıyorum ." diye hayıflanarak cevap verdiğini...
58-Sanata Hürmetin Böylesi
Osmanlı'nın meşhur hattatlarından Hafız Osman'ın(1642 1698), Sultan
İkinci Mustafa' nın hat hocası olup, Hafız Osmanın hat meşkederken,
Sultan İkinci Mustafa'nın büyük bir hürmet içinde hocasının hokkasını
tuttuğunu ve yapılan hattın güzelliği karşısında gönlü ihtizaza gelen
Sultan İkinci Mustafa'nın: "Artık bir Hafız Osman daha yetişmez"
demesine mukabil, büyük hattat Hafız Osman'ın : "Efendimiz gibi,
hocasının hokkasını tutan padişahlar bulundukça daha çok Hafız Osmanlar
yetişir" diye cevap verdiğini...
59-Sultan Vahdeddin'in Vatanperverliği
Osmanlı ordusunun silahlarının elinden alındığı , düşman filolarının
Çanakkale Boğazı' nı aşıp İstanbul'a dayandığı felaketli bir dönemde
halife sıfatıyla Osmanlı tahtına oturan Sultan Vahdeddin'in, Osmanlı
askeri olarak, şahsını korumak için bırakılmış olan biricik taburu
Ayasofya Camii' ne göndererek:
"Aziz İstanbul'un fethinin sembolü olan Ayasofya'ya çan takmak isteyenlere ateş ediniz!... " emrini verdiğini...
60-Yavuz'un izinden Gidenler
1967 Mısır-İsrail savaşında, Mısır askerlerinin, düşmanlarını beklerken
İsrail ordusunun bir anda Süveyş'in öbür yakasını geçerek dünyayı
şaşırtığını...
Mose Dayan'ın bu muazzam başarıyı daha sonra bir basın toplantısında :
"İsrail in bu başarılı stratejisi, Yavuz Sultan Selim in yıllar önce
Mısır'ı fethederken uyguladığı harp planının bir kopyasıdır" diye
açıklayıp gafletimizi yüzümüze vurduğunu...
61-Eşsiz Sevgi
Türkiye' de, Türk Dili ve Edebiyatı üzerine doktora yapmış genç
Pakistan alimlerinden Muhammed Sabir'in, Pakistanda bir cuma günü
hutbede Sultan Abdülhamid Han'ın adının okunup ve ona "Zeyyedallahü
ömrehu" yani "Allah onun ömrünü artırsın diye dua edilmesi üzerine
camiden çıktıktan sonra cemaata bu duanın manasız olduğunu zira, Sultan
Abdülhamid Hanın vefat etmiş olduğunu söylemesi üzerine halkın"Seni
gidi İngiliz casusu! "diyerek hışımla üzerine yürüdüklerini ...
62-Hilafetin Gücü
31 Mart hadisesinin tertipçileri arasında bulunan şair ve filozof Rıza
Tevfik'in bu meş'um hadisenin ardında İngiliz parmağı olduğunu itiraf
edip, ihtilal hadisesinden sonra İngiliz konsolosluğuna gittiğinde çok
soğuk bir şekilde karşılandığını ve o zaman bunun sebebini anlayamayan
Rıza Tevfik'in çok sonraları Londra'ya uğrayıp bunun sebebini o dönemin
İngiltere'nin Türkiye Büyükelçisi Lord Nikılsın'a sorduğunda bu
İngilizin çok ibretli bir şekilde"Rıza Tevfik Bey, Biz bilhassa
Hindistan'da İslam ülkelerini idaremiz altına alabilmek için
milyarlarca altın harcadık ama başarılı olamadık. Halbuki Sultan
Abdülhamid, her yıl bir 'Selam-ı Şahane', bir de 'Hafız Osman hattı
Kur'an-ı Kerim' gönderiyor ve bütün İslam ümmetini, hududsuz bir hürmet
duygusu içinde emrinde tutuyor.
Biz bu ihtilalle siz jön Türkler'den hilafet kuvvetinin ortadan
kaldırılmasını bekledik ve aldandık. İşte bundan dolayı siz soğuk
karşılandınız?" cevabını verdiğini.... Biliyor muydunuz?
63-Bu Köyde Nur Talebeleri Var mı?
1961 seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi mensuplarının, Doğu Anadolu
köylerine propaganda yapmak için gittiklerinde, köyde ilk rastladıkları
insana: Bu köyde Risale-i Nur talebesi var mı?" diye sorduklarını ...
Köyde Risale-i Nur talebesi olduğunu öğrendikleri takdir de , o
insanlara tesir edemeyeceklerini bildiklerinden dolayı köye girmeyip
geriye döndüklerini ...
64-Bir Hazır Cevap
Fransa Kralı III Napolyon'un, Paris'te Osmanlı Devleti Büyükelçisi
olarak bulunan Ahmet Vefik Paşa ile konuşması esnasında bir ara alaylı
bir şekilde "Sen kendini Yavuz Sultan Selim'in elçisi mi
zannediyorsun?" demesi üzerine Ahmet Vefik Paşa'nın da büyük bir hazır
cevaplıkla: "Öyle olsaydım, siz Fransa'da imparator olarak
bulunamazdınız" cevabını verdiğini...
65-Cihad Tuğlası
Yavuz Sultan Selim'in babası Sultan II. Bayezid'in, İla-yı kelimetullah
için çıktığı seferlerde üstüne bulaşan tozları silkip, biriktirerek
bunlardan bir tuğla döktürdüğünü ve böylece Allah'ın "cihat" emrine
uyduğunun işareti olarak bu tuğlayı yanından ayırmadığını...
66-Mehmed Reşadın Hassasiyeti
Trablusgarp ve Balkan Savaşı ile Birinci Cihan Harbi'nin talihsiz
padişahı Sultan Mehmed Reşad' ın, şehzade Ziyaeddin Efendi'nin doğum
müjdesini aldığı zaman sevineceği yerde:
"Memleketin başına bir masraf kapısı daha açılması hoş değil..."
diyecek kadar devlete yük olmaktan üzüntü duyan hassas bir hükümdar
olduğunu...
67-Osmanlı Azameti
1754'de bile, Sultan III. Osman Han'ın bir namesi Leh kralına
ulaştırıldığında, kralın nameyi üç kere öperek başının üstüne koyduğunu
ve kralın yanında bulunan devlet erkanının da derhal başlarını açarak
saygı duruşuna geçtiklerini. (67)
68-Yahudinin Erkekliği(!)
İsrail dışişleri bakanlarından A. Sharon'un arkadaşı ve suç ortağı olan
Meir Har-tzion'un, l950'li yılların başında Gazze'de yapılan bir İsrail
baskınında masum bir Arabı sırtından bıçaklayarak öldürmesinden sonra
kendisiyle yapılan bir röportajda , yaptığından vicdan azabı duyup
duymadığının sorulması üzerine:
"Vicdan azabı mı? Hayır! Neden vicdan azabı duymalıyım ki? Bir adamı
tabancayla öldürmek çok kolayadır Tetiği çekersin hepsi bu kadar. Ama
bıçak bambaşka birşey, gerçek bir silah. Fantastik bir duygu bu, erkek
olduğunu hissettiriyor insana. " diye cevap verdiğini...
69-Türbedar ve Ulu Hakan'ın Rüyası
Cennetmekan Sultan Il. Abdülhamid Han döneminde Yavuz Sultan Selim' in
türbedarlığını yapmakta olan bir zatın, şiddetli geçim darlığının
kendisine verdiği sıkıntılı bir ruh haleti içinde :
'Bir de evliyadan olduğunu söylerler Yıllarca türbedarlığını yaptım
yoksulluk içindeyim" diyerek türbeye hiddetle vurduğunu . . .
Ertesi sabah aniden Abdülhamid Han' ın türbedarı huzuruna çağırarak bir
yıllık ihtiyacının hepsini karşıladığı, çünkü Abdülhamid Han'ın, gece
rüyasında ceddi Yavuz Selim tarafından haberdar edildiğini ...
70-Abdülhamid Han'ın İstihbarat Gücü
Batılı emperyalist güçlerin, Ermenileri piyon olarak kullanıp
kışkırtarak Anadolu'da karışıklıklar çıkardığı günlerde, İngiliz
Büyükelçisi'nin Sultan Abdülhamid'e gelip, küstahça: "Daha ne kadar
Ermeni öldüreceksiniz?" diye sorma cüretini göstermesi üzerine, Ulu
Hakan'ın keskin bakışlarını elçinin üzerine dikerek:
"Filan gün, filan saatte Karadeniz'in filan noktasına yaklaşıp, karaya
Ermenileri Türklere karşı silahlandırmak için şu kadar sandık malzeme
çıkaran ve komitacılara teslim eden İngiliz gemisinde, Türk başına kaç
silah bulunuyorsa tam o kadar Ermeni öldüreceğiz. " cevabını
verdiğini...Sultan Abdülhamid'in bu muazzam istihbarat gücü karşısında
İngiliz elçisinin dehşete kapılarak aptallaştığını...
71-Türk kafası
Kendilerine tarih boyunca sempati beslediğimiz ve Kanuni Sultan
Süleyman devrinde donanma gönderip yardım elini uzatarak yok olmaktan
kurtardığımız Fransızların bitkilere büyük zarar veren bir kurt nevine
"Türk adını verdiklerini...
Kazancı kuyumcu düğmeci gibi sanatkarların perçin yaparken altlık
olarak kullandıkları perçin kıskacına da şamar oğlanı manasına "Türk
kafası adını verdiklerini...
72-Halifeye İthaf
Sonradan ll. Sylvestre olarak papalık tahtına oturan Gerbert' in 9.
asır İspanya'sında Arap uleması nezdinde üç yıl tahsil gördüğünü . . .
Dönemin Avrupalı rahiplerinin yazmış oldukları eserlerini Kurtuba halifesine ithaf ettiklerini...
Almanya Fransa ve İtalyadaki rahip adaylarının, ilim öğrenmek için İspanyadaki Müslüman mekteplerine akın akın koştuklarını...
73-Samanoğlu İsmail Bey'in Türbesi
9. asırda Buhara da yapılan Samanoğlu İsmail Bey'in türbesinin İslam dünyasının ilk türbelerinden olduğunu...
Bu türbenin yapımında kullanılan tuğlaların deve sütü ile yumurta akı
karıştırılarak bunların çeşitli derecelerde pişirilmesinden elde ve
edildiğini günümüze kadar sapasağlam dimdik ayakta kaldığını...
74-Engizisyon Gerçeği
1481-1808 yılları arasında batıda,Katolik kilisesinin siyasi baskı
aracı olarak faaliyet gösteren Engizisyon mahkemelerinin Yakılarak
öldürülme cezasına çarptırılan insanların sayısının 34.024 e
ulaştığını....Biliyor muydunuz?
75-Ayyıldızlı Şapka
Şapka inkılabından sonra Ankara Valisi Yahya Galip Bey'in İsmet İnönü'ye gelerek:
Şapkanın ortasına bir ay-yıldız koyalım ki, diğer milletlerden farkımız
belli olur demesi üzerine İnönü'nün: Canım biz bu inkılapları farkımız
olmasın diye yapıyoruz. Sen ne teklif ediyorsun! diye çıkıştığını...
76-Milli Kıyafet
Bundan kırk yıl önce İngiltere'den "Dünya Kıyafetleri Sergisi" için
Türk milli kıyafeti örneği istenildiğinde, fötr şapkalı, kravatlı ve
ütülü pantolonlu bir kalem efendisi fotoğrafı gönderildiğini ...
77-Dağistan Kartalı
Yıllarca Kafkasya'nın istiklali için yılmadan mücadele vermiş olan
büyük dava adamı İmam Şamil' in, vefatından sonra gasledilirken
vücudunda cihat meydanlarında savaşırken meydana gelmiş yüzyirmi yara
görüldüğünü...
78-İnka Medeniyeti
Batılı sömürgeci barbarların servet uğruna kökünü kuruttukları Güney
Amerikalı kızılderili kavim İnkaların, gelişmiş bir tarım sistemlerinin
olduğunu...
Gübrenin ehemmiyetini bilip, Chinoha adasından sağladıkları gübreyi
tarım bölgelerine adilane dağıttıklarını ve gübresinden faydalanılan
deniz kuşlarını öldürenleri idama mahkum ettiklerini...
79-Nereden Nereye
Birinci Dünya Savaşı'ndan bir hafta önce, 1914 yazında.1 Türk lirasının
karşılığının 3.7 dolar ve 18.45 marka tekabül ettiğini...
80-İlmin Değeri
Son devrin kıymetli alimlerinden Hüsrev Efendi'nin, ders okuturken
üzerinde hasıl olan durgunluğun sebebini soran öğrencilerine :
Buraya geleceğim sırada yatağında dehşetler içinde yatmakta olan kızım
vefat etti. Onun cenazesi, defin işi vardı ortada. Dersinizi ihmal
ederim diye Allah'dan korktum. Bu durumda yine geldim. Onun için
üzerimde durgunluk var, hemen gidip onun defni ile meşgul olacağım.
Kusura bakmayın o yüzden biraz cansız konuştum" diyerek ilim öğretmenin ehemmiyetini nefsinde yaşayarak gösterdiğini...
81-İngiliz Mantığı(!)
Hindistan'ın Amir şehrinde, bisikletle dolaşan bir İngiliz kızı ile
alay ettikleri bahanesi ile, askerlerin hadise mahallindeki halktan 700
kişiyi oracıkta kurşunlayarak katlettiklerini...
Bölge valisinin, ceza olarak bütün şehir halkını günlerce yerde
sürünmeye mecbur ettiğini ve böyle davranmasının sebebi sorulunca da
valinin de:
Onlar ilahelere tapıyorlar, bir İngiliz kızı, onların taptıklarından daha azizdir!." diye cevap verdiğini...
82-Hak Takası
Kominist rejimin devam ettiği günlerde, sanat faaliyetleri için
Taşkent'te bulunan meşhur solcularımızdan birinin, bir Özbek yazarının
yanına gelerek:
"Ah ne güzel, size imreniyorum.! Burada, böyle bir rejimin altında,
böyle imkanlarla yaşamaktan kimbilir ne kadar mutlusunuzdur.! demesi
üzerine, Özbek yazarın bizim meşhur edibimizin kulağına sessizce:
Sen Türkiye'de sahip olduğun hakların ve imkanların yarısını bana ver;
ben Sovyetlerdeki bütün hak ve imkanlarımı sana memnuniyetle
devredeyim! Var mısın beyim .? diye fısıldadığını...
83-Yıkık Mabedler
1936-1957 yılları arasında, komünizm rejiminin kasıp kavurduğu
Sovyetler Birliği'nde ondört bin mabedin yıkılarak yerle bir
edildiğini...
84-Milli Temeller Üzerine Yükselme
Nihat Sami Banarlı'nın Amerikalı Profesör Rufi ile sohbet ederken söz batılılaşmadan açılınca Profesör Rufi'nin:
"Siz tarihte defalarca başarı kazanmış bir milletsiniz. Bize veya
başkalarına imrenmek neyinize? Biz yeni bir millet olduğumuz için,
tarihte muvaffak olmuş milletlerin sırlarını araştırır, bulduğumuz ve
uygun gördüğümüzü asrımıza tatbik ederiz. Sizden de aldığımız kıymetler
vardır. Eğer ilerlemek istiyorsanız, muvaffak olduğunuz asırlarda hangi
meziyetlerinizle hangi usul ve teşkilatınızla kazandınız?
Bunları araştırınız bulduklarınızı modernize ediniz, Kendi milli ve
denenmiş temelleriniz üzerinde yükseliniz" diyerek bizi utandırdığını...
85-Surre Alayları
Osmanlı'nın, mukaddes beldelere verdiği büyük kıymetin ifadesi olarak
Yıldırım Bayezid döneminden itibaren her yıl Mekke ve Medine'ye Surre
Alayları tertip ettiğini...
Bu Surre Alayları ile birçok hediyeler ve mukaddes belde fukarasına
dağıtılmak üzere binlerce altın gönderilerek Allah'ın rızasının
kazanılmasının gaye edinildiğini...
Ayrıca en önemlisi de, bu Surre-i Hümayun'da, padişahın yaptırıp
gönderdiği Kabe örtüsünün bulunup bu örtünün merasimle yerine
takılarak, eskisinin geri getirilip paylaşıldığını . . .
Osmanlı'nın, binbir güçlük ve darlık içinde bulunduğu dönemlerde dahi bu an'aneyi terketmediğini.. Biliyor muydunuz?
86-Hümanist Batı
Hümanist( ! ) Hollandalıların l905'de yeni icat ettikleri bir bombanın
tesir gücünü, Afrikalı zavallı yerli halkın makatlarında deneme
barbarlığını gösterdiklerini...
87-Anadolu' da Medeniyet Vesikası
Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz Başvekili Lloyd George'nin:
Türklerin, şimdi hak istedikleri Anadolu'da nesi var? Orada medeniyet
vesikası olarak ne kalmışsa Yunan'ın, Roma'nın, Bizans'ındır Türklerin
Anadolu 'daki evleri sazdan ve kerpiçten harabelerden ibarettir. Şimdi
böyle bir alemi veya onun güzel parçalarını Türklere nasıl
bırakırsınız?" demesi üzerine henüz aklını ve vicdanını yitirmemiş bir
batılı düşünür olan Eugene Pitard ın Cenevre'nin ünlü bir gazetesinde
Lloyd George'a cevap olarak:
Efendiler, Konya'daki İnce Minare'nin kapısı ile, İstanbul'daki
muhteşem Süleymaniye'nin kubbelerini yapan millete karşı böyle
söylenemez. Haddinizi biliniz..." diye harika bir cevap verdiğini...
88-İmam Buhari nin Çocukluğu
İmam Buhari Hazretleri' nin küçük yaşta ilim tahsiline başlayıp, subyan
mektebinde iken 15.000 hadis ezberlediğini ve buluğa ermeden de İbn-i
Mübarek Hazretleri'nin kitaplarını ezberlediğini . . .
Telif eser yazmaya başladığında henüz daha yüzünde sakal çıkmadığını...
89-Mimar Koca Sinan 'ın Büyüklüğü
Bütün Rönesans mimarlarının arayıp durdukları merkezi plan şemasını en
mükemmel bir şekilde gerçekleştirmenin ancak Mimar Koca Sinan'a nasip
olduğunu...
Koca Mimar'ın fütuhat, saltanat, ilim ve sanat bakımından en muhteşem
devrinde büyük bir imar kudretinin başında, şöhretli bir insan olmasına
rağmen, yazma nüshalarda mur-u natuvan"(güçsüz karınca). imzasında
El-fakir Sinan Sermamaran-ı Hassa"; beyzi mührünün ortasında imzasında
El-fakir ü'l-hakir Sinan"; kenarında ise: , Serm imaran-ı hassa
müstemend Bende-i miskin kemine dermend" (Fakir, aciz, hassa
sermimaranı Dertli , değersiz, miskin bendeleri) diye kendisini
tanıtarak yalnız mimarinin değil, tevazuun da üstadı olduğunu
gösterdiğini...Biliyor muydunuz.?
90-Nasipsiz Ahmak
Necip Fazıl Kısakürek merhumun, kendisine. "İslamiyet deyince burnuma ayak kokusu gelir" diyen ihtiyar gazeteciye;
Senin o burnuna gelen, İslamiyet'in değil; kendi ciğerinin pis
kokusudur. Sen, bir mücerredi, bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın!"
diye cevap verdiğini...
91-Velkanlı Hoca Mehmed Efendi
Muş halkının çok sevip saydığı Velkanlı Hoca Mehmed Efendi , nin
'Evinde Kur'an okutuyor" diye şikayet edildiğinde, dönemin Muş valisi
tarafından,sırtına bir jandarma bindirilip sakalından da başka bir
jandarma tarafından çektirilerek Muş çarşısında dolaştırıldığını...
92-Yunandan İnsanlık Dersi(!)
İstiklal Harbi senelerinde, Yunanlıların Ege bölgesini işgal etmesinden
sonra İzmir'e gelen Yunan Kralı'nın civar kasabalardan birini teftiş
ederken, şehit edilerek hendeğe atılmış bir sivilin cesedini
gördüğünde. Bu kokmuş ölüyü neden gömmüyorsunuz?" diye sorduğunda,
yanındakilerin de "Halka ibret olsun diye bırakıyoruz" karşılığını
vermeleri üzerine bir krala değil, bir cellada bile yakışmayan:
Başka öldürecek Türk mü yok? Bu pisliği kaldırın ve başkasını öldürüp onun yerine atın!" emrini verdiğini...
93-"Sıfır Neye Derler?"
Daha sonraları Milli Eğitim Bakanı olacak olan zamanın Maarif Müfettişi
Hasan Ali Yücel ile Mustafa Kemal arasında bir gece Kayseri'de sofra
sohbeti başlayınca Mustafa Kemal'in Hasan Ali Yücel'e:"Bugün lisede
sizin mantık kitabınızı karıştırırken,Matematikte Usul' diye bir bahis
gördüm... Demek siz riyaziyeden de anlıyorsunuz..." diye sorunca Hasan
Ali Yücelin Biraz paşam" diye cevap verdiğini...Bunun üzerine Mustafa
Kemal'in: "Peki söyleyin sıfır neye derler?" diye ikinci bir soru
sorması üzerine Hasan Ali Yücel'in gayet mütevazı bir şekilde:
"Huzurunuzda bana derler paşam!"cevabını verdiğini...
94-Bez Parçası
İskilipli Atıf Hoca'nın İstiklal Mahkemesi'nde yargılanırken savcının,
dini kıyafetlerden bez parçası" diye bahsetmesi üzerine Atıf Hoca'nın
hiddetli bir şekilde duvarda asılı olan bayrağı gösterip :
İşte o da bez, hadi indirip yırtsana" diye haykırdığını...
95-Bibliyoman
18. yüzyıl sonlarında yaşamış ve bugünkü İstanbul Millet
Kütüphanesi'nin kurucusu olan Ali Emiri Efendi'nin bir bibliyoman(kitap
hastası) olduğunu...
Elinde bulunan güzel bir Arapça kitabın kendisindeki noksan olan ikinci
cildini temin etmek için,mevcut olduğunu öğrendiği Yemene tayinini
çıkartmak istediğini ...
96-Hakkı Tesbit
Ahmet bin Hanbel Hazretleri'ne: Tehdit altındasın, kalbinle imanında
sabit kalarak yalnız dilinle istediklerini söylesen olmaz mı ? "
dediklerinde, Büyük İmam'ın:
Olmaz. Alimler hakkı söylemekten kaçarsa, cahiler ne yapar? Böyle
olursa hakkı tesbit nasıl olur? "cevabını vererek gerçek alimin nasıl
olması gerektiğini gösterdiğini...
97-Akif i Büyük Yapan Meziyet
Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un, İstiklal Marşı müsabakasındaki
birinciliğinden dolayı kendisine zorla verilen 500 lirayı, fakr u
zaruret içinde olmasına rağmen, fakir kadın ve çocuklara bir maişet
temin etmek üzere kurulmuş olan "Darü'i Mesa i "ye bağışladığını...
Halbuki İstiklal Marşı kabul edildiğinde, Mehmet Akif'in cebinde ,
Zonguldak milletvekili Hayri Bey'den borç aldığı iki lirasının olduğunu
ve milli marş için 500 lira teklif edildiği günler de 140 lira ile
Ankara'da bir çiftlik alınabildiğini...
Paltosu dahi olmadığı için kışın bile ceketle dolaşan bu idealist
şairin, çok soğuk günlerde ise, arkadaşı Baytar Şefik (Kolaylı)'dan
muşambasını ödünç olarak giydiğini ...
Baytar Şefik'in bir gün : Akif Bey, hiç olmazsa kendine bir palto alsaydın" demesi üzerine, ona darılıp iki ay konuşmadığını.
Burdur Meb'us'u olarak I. Millet Meclisi'ne seçildiğinde ailesine: "Biz
bu maaşı hak etmiyoruz ya... Ama, pek hak etmiyoruz da denemez.
Elimizden geldiği kadar nihai zafer için çalışıyoruz. " dediğini...
98-Pis Kokusundan Dolayı Kovulan Elçi
Veli lakaplı II. Bayezid'in padişahlığı. döneminde İstanbul'a, Moskova
kralının elçisi sıfatıyla Mihail Plachtneef isimli birinin geldiğini .
. .
Bu adamın, insanı istifra ettirecek kadar pis kokmasından dolayı
yıkanması için hamama götürüldüğünde, bu keferenin hayatında hiç hamam
görmemiş olup yıkanmak ve çamaşır değiştirmek adetine aşina olmadığı ve
kimse ile görüştürülmeden pisliğinden dolayı İstanbul'dan kovulduğunu...
99-Batıda Yemek Kültürü
İsviçre , nin Branderburg Prensi, ziyafete çağırdığı bir derebeyine gönderdiği davetiyenin meşruhat (açıklama) hanesine:
""Eti yedikten sonra kemiği arkaya atmak yok! Yağlı ağzını yenine
silmek yok! Tabağı kaldırıp altına tükürmek yok" diye yazmak
mecburiyetinde kaldığını...